İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun son toplantısı bugün yapılıyor ve nihai rapor kamuoyuna takdim ediliyor.
Raporda "umut hakkı" ifadesi doğrudan yer almıyor ancak dolaylı bir tarife yer veriliyor.
Nihai rapor 60 sayfadan oluşuyor ve "demokratikleşme önerilerilerinden" oluşuyor. Raporun tamamının komisyonda okunarak oylanması bekleniyor.
Ortak raporun bir af düzenlemesi niteliğinde olmadığının altını çizen TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Komisyon çalışmaları, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansımasıdır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz, Gazi Meclis'imiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz üstlenmiştir" dedi.
Raporun büyük bir çoğunlukla kabul edileceğini ifade eden Kurtulmuş, "Meclis olarak üzerimize yüklediğimiz bu tarihi sorumluluğu yerine getirmiş olacağız. Bundan sonra gereği TBMM çerçevesinde yerine getirilecektir" dedi.
"Türk'ün, Arap'ın ve Kürt'ün geçmişi ayrı olmadığı gibi geleceği de ayrı değildir" diyen Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti:
"Aynı şekilde bölgedeki bütün terör örgütleri ortadan kalkarak silahlı grupların tamamı yeni yönetimin çatısı altında yer alır ve bu ülkenin ekonomik kalkınması, yeniden uluslararası camianın saygın bir devleti olarak yerini alması kısa süre içerisinde tamamlanır"
Raporda 7 bölüm var
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’te başladığı çalışma sonucunda ortak raporunu tamamladı.
Taslak rapor şu bölümlerden oluşuyor:
Komisyon Çalışmaları Komisyonun Temel Hedefleri Türk Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları PKK’nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri ve Demokratikleşme İle İlgili Öneriler Sonuç ve DeğerlendirmeRapordan ayrıntılar
Rapor 60 sayfa ve 7 bölümden oluşuyor. Raporda öne çıkan başlıklar ise üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe'nin resmi dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesinin korunması. Komşu ülke sahalarında da olsa Türkiye'ye tehdit oluşturan yapıların varlığına müsaade edilmemesi talep edilirken sadece güvenlik değil, kamu düzeni, özgürlük ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması vurgulandı. Konu dönemsel bir siyasi hamle değil sürekliliği olan bir devlet politikası olarak tanımlandı. Yeni bir anayasa, TBMM iç tüzüğü, siyasi partiler kanunu ve seçim kanunlarında değişiklik önerisinde bulunuldu. Türkiye'ye yıllık 100 ila 340 milyar dolarlık kaybının ve bölgesel kalkınma farklarının ortadan kaldırılması talep edildi. Türk-Kürt kardeşliği tarihsel bir kader birliği olarak ve çözüm “kardeşlik hukuku” olarak tanımlandı. PKK'nın kendini feshettiğini ve silah bıraktığını devletin tespiti ardından örgüt mensupları için yasa önerisinde bulunuldu.Örgütün feshi ve silah bırakma süreci
5'inci bölümde örgütün feshi ve silah bırakma sürecine yer verilirken bu konuda iç ve dış güvenlik unsurlarının PKK'nın silah bırakmasına dair bir teyit mekanizması içinde olması gerektiğine vurgu yapılıyor. Bölümde silah bırakma ile yasal düzenlemelerin zamana yayılarak ilerleyebileceğine atıf yapılıyor. Düzenlemelerin duruma özel ve geçici olması gerektiğine vurgu yapılırken af algısı oluşturmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.
6'ıncı bölümde ise yasal düzenleme önerileri bulunuyor. Örgütün silah bırakma ve sonraki süreç, örgüt üyelerinin hukuki durumu ve toplumla bütünleşme adımları raporda yer alıyor. Süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanması da yasal öneriler arasında.
AİHM VE AYM kararlarına uyma çağrısı
7'inci bölümde de AİHM ve AYM kararlarına uyulma çağrısı var. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına da raporda atıf yapılıyor. Doğuştan gelen haklar ise dikkat çeken başlıklar arasında. Raporda yine şiddet içermeyen eylemlerin de terör dışına çıkarılması gerektiği belirtiliyor. Terörle Mücadele Kanunu'nun belirleyici tanım üzerinden yeniden belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
"Rapor af mahiyeti taşımıyor"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş sözlerine şu şekilde devam etti:
"Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanının talepleri Meclis’imizin temsil gücünü gerekli kılan bir istişareyi gerekli bırakmıştır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, birer politika belgesidir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuku merkeze alan ve kamu vicdanını merkeze alan yaklaşımı ana hatlarıyla oraya koymaktadır. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir hedefle terörsüz bölge hedefine açılmaktadır. Raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak, siyasi partilerin daha önce kendi raporlarında ifade ettikleri yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyduğu da aşikârdır.”
MHP'li Feti Yıldız: Komisyonun üniter devlet yapısını dönüştürme yetkisi yoktur; AİHM kararlarına uymak zorundayız
Komisyon toplantısı Kurtulmuş'un açıklamasının ardından komisyon üyelerinin değerlendirmeleriyle devam etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Bu süreçte söylenmeyen söz kalmadı. Komisyonumuzun temel anayasa ilkelerini üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir yetkisi, misyonu yoktur. Terörsüz Türkiye vizyonu tam burada salt bir güvenlik politikası olarak görmekten çok, mesele beka meselesidir. İnfaz sitemi yamalı bohçaya dönmüştür, düzeltilmesi lazımdır. AİHM kararları ve uyum konusunda anayasa açıktır. AİHM kararlarına hukuk devleti olarak uymak zorundayız" dedi.
DEM Parti: 'Terörsüz Türkiye süreci', 'terör belası' gibi kavramlar kullanılmasını doğru bulmuyoruz
DEM Partili Milletvekili Cengiz Çiçek, "Bundan sonra da barış ve toplum sürecinde üstlendiğimiz tarihsel sorumlulukla hareket edeceğimizi vurguluyoruz. Tüm çabalarımıza rağmen ortak rapor tasladığında yer alan kimi kavramlar hakkında farklı düşüncelerimizi belirtmek isteriz. Komisyon ortak rappr tasladığında 'terörsüz Türkiye süreci', 'terör belası' gibi kavramlar kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bu türden yaklaşımlar ortak rapor, uzlaşı yaklaşımına ters düşmektedir" diye konuştu.
Çiçek, "DEM Parti olarak, Öcalan'ın yaptığı çağrıya ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak adlandırmaktayız. 'Terörsüz Türkiye' olarak ifade edilmesinin doğru olmadığını, komisyon ismindeki gibi 'milli dayanışma', 'kardeşlik' ve 'demokrasi' gibi nitelendirilmesi gerektiğimi belirtmekteyiz" dedi.
YSM HABER MERKEZİ