İklim alarm veriyor: İki derecelik artış, Türkiye'de hangi bölgeleri daha sert vuracak?

J.P. Morgan tarafından yapılan çalışmaya göre, dünya genelinde 2010 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 80 daha fazla besin enerjisi üretimine ihtiyaç duyuluyor.

İklim alarm veriyor: İki derecelik artış, Türkiye'de hangi bölgeleri daha sert vuracak?

İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - ABD merkezli yatırım bankası J.P. Morgan’ın “İklim Sezgisi: Gıda Güvenliği: Isınan Bir Dünyada Tarım ve Gıdanın Geleceği” başlıklı raporu yayımlandı.

Çalışmada derlenen verilere göre, mevcut nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi durumunda, dünya genelinde 2010 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 80 daha fazla besin enerjisi üretimine ihtiyaç duyuluyor. Hâlihazırda ekilebilir arazilerin yaklaşık yarısı tarımsal amaçlarla kullanılırken, gerekli besin enerjisinin tarım dışı alanların ekime açılmasıyla karşılanmasının mümkün olmadığı öngörülüyor.

Türkiye Toprak Bilimi Derneği üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, rapora ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede iklim değişikliğinin Akdeniz iklimine sahip bölgeleri daha şiddetli etkileyeceğini belirterek 2 derecelik bir sıcaklık artışında Aydın’dan Osmaniye’ye uzanan kıyı hattı ile Mardin ve Şırnak çevresinin ciddi biçimde etkileneceğini söyledi.

Rapora göre, tarımsal üretimdeki artış 1960’lı yıllardan itibaren sanayileşme ve verimliliği artıran tarım teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla sağlandı.

Bu süreçte Çin, Hindistan ve Brezilya öne çıkarken, ABD ve Avrupa Birliği’nde artış daha sınırlı kaldı. Arazi, gübre ve makine gibi tarımsal girdilerle toplam üretim yükselirken, “toplam faktör verimliliği” olarak tanımlanan girdiler ile çıktı arasındaki fark da zaman içinde açıldı. Böylece birim başına daha az kaynak kullanılarak daha yüksek üretim mümkün hale geldi.

Toprak sağlığı alarm veriyor

Dünya gazetesinde yer alan habere göre, çalışmada, toplam faktör verimliliğini tehdit eden dört temel çevresel risk sıralanıyor: Toprak bozulması ve erozyon, su kalitesi ve miktarındaki azalma, pestisitlere karşı direnç gelişimi ve yeni zararlıların ortaya çıkması ile iklim değişikliğinin bölgesel iklim koşullarını dönüştürmesi.

Toprak sağlığı göstergeleri, küresel tarım bölgelerinin büyük bölümünde bozulmalar yaşandığını ortaya koyuyor.

Organik karbon kaybı ve üst toprak erozyonunun son yıllardaki üretim düşüşleriyle bağlantılı olduğu bilinirken, ABD’de mısır üretim alanlarında kayıpların yüzde 6’ya ulaştığı belirtiliyor. Avrupa Birliği’nde ise tarım arazilerinin yüzde 60-70’inin bozulduğu ve bunun yıllık yaklaşık 50 milyar euroluk ekonomik maliyet yarattığı tahmin ediliyor.

Su kaynaklarındaki bozulmanın sürmesi halinde üretkenliğin düşebileceği, maliyetlerin artabileceği ve uzun vadede arazi varlıklarının değerinin baskı altına girebileceği uyarısı yapılıyor. Yer altı su seviyelerinin gerilediği bölgelerde tarımsal kredilerin geri ödenmesinde gecikmelerin arttığına da dikkat çekiliyor.

Aşırı hava olayları gıda fiyatlarını yükseltiyor

Raporda yer verilen bulgular, gıda fiyatlarındaki artışın başlıca nedenlerinden birinin aşırı hava olayları olduğunu ortaya koyuyor.

Birleşik Krallık’ta yağışlı geçen bir kışın ardından patates fiyatları Ocak-Şubat 2024 döneminde yüzde 22 yükseldi. Avrupa Birliği’nde 2022-2023 kuraklığının etkisiyle zeytinyağı fiyatları Ocak 2024’te yüzde 50 arttı. ABD’nin batısında yaşanan kuraklık sonrasında Kasım 2022’de sebze fiyatları yüzde 80 artarken, Japonya’da Ağustos ayındaki sıcak hava dalgasını izleyen Eylül 2024’te pirinç fiyatları yüzde 48 yükseldi.

“İklim değişikliği toprağı doğrudan etkiliyor”

Türkiye Toprak Bilimi Derneği üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, toprağın tuttuğu su miktarı nedeniyle dünyanın en büyük tatlı su rezervlerinden biri olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Akça, “Dünya bir döngüler sistemi. Toprağın nem içeriği kaybolduğunda, yani bu döngülerde en küçük bir bozulma yaşandığında sistemin tamamı etkileniyor” dedi.

Yenilikçi tarım üretimi artırabilir

Yenilikçi tarım uygulamalarının önemine işaret eden Akça, sulamanın ölçüme dayalı yapılması, dron teknolojilerinin kullanılması ve doğru gübreleme yöntemlerinin verimlilik açısından kritik olduğunu vurguladı. Aşırı kimyasal, sentetik girdiler ve kontrolsüz su kullanımının toprak bozulmalarına yol açtığını belirten Akça, İç Anadolu’da mısır tarlalarına kimi zaman 24 saat su verildiğini, oysa sensörlerle yapılan ölçümlerde 6 saatin yeterli olduğunun görüldüğünü söyledi.

Akça, uygun su ve gübre kullanımının yanı sıra biyolojik kökenli girdilerle yapılan tarımı desteklediklerini belirterek, “Önümüzdeki 20-30 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırmamız gerekiyor. Topraklar tükeniyor ama bunu yenilikçi tarımla telafi edebiliriz. Aynı miktar suyla çok farklı verimler elde etmek mümkün. Yenilikçi tarım, bir birim suyla çok daha fazla ürün alınmasını sağladığı için bu yaklaşımı savunuyoruz” diye konuştu.

Akdeniz havzası daha fazla etkilenecek

Toprak sağlığındaki bozulmaların bölgesel farklılıklar göstereceğini belirten Akça, iklim projeksiyonlarının hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yapıldığını söyledi. Akdeniz iklimine sahip ülkelerin, özellikle Akdeniz havzasının iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer aldığını ifade eden Akça, tropik ormanların verimli görünmesine rağmen topraklarının asidik yapısı nedeniyle besin elementleri açısından yetersiz olduğunu kaydetti.

Projeksiyonlara göre 1 derecelik sıcaklık artışında Akdeniz kıyılarının sınırlı etkileneceğini belirten Akça, 2 derecelik artışta ise Aydın’dan Osmaniye’ye uzanan kıyı hattı ile Mardin ve Şırnak çevresinin ciddi biçimde etkileneceğini söyledi. Bu senaryoda metrekareye düşen yağış miktarının yaklaşık 100 milimetre azalacağını ifade eden Akça, bunun 100 metrekarelik bir alana yılda 10 ton daha az yağmur düşmesi anlamına geldiğini vurguladı.

YSM HABER MERKEZİ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER