İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - İki güç arasındaki son nükleer anlaşma olan New START, bugün itibariyle sona erdi. Bu durum, Moskova ve Washington’ı nükleer cephaneliklerine getirilen çok sayıda kısıtlamadan resmen kurtarırken, küresel bir silahlanma yarışı endişelerini de tetikledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, ABD ve Rusya’ya yeni bir nükleer silahların kontrolü anlaşmasını hızla imzalama çağrısında bulundu. Guterres, mevcut anlaşmanın sona ermesini “uluslararası barış ve güvenlik açısından vahim bir an” olarak nitelendirdi.
The Guardian'da yer alan habere göre, Guterres, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Yarım asırı aşkın bir süredir ilk kez, dünyanın nükleer silah stoklarının ezici çoğunluğuna sahip iki devletin stratejik nükleer cephanelikleri üzerinde bağlayıcı hiçbir sınırın olmadığı bir dünyayla karşı karşıyayız” dedi.
New START ve diğer silah kontrol anlaşmalarının “tüm halkların güvenliğini köklü biçimde iyileştirdiğini” vurgulayan Guterres, “On yıllara yayılan bu kazanımların dağılması daha kötü bir zamana denk gelemezdi; nükleer silahların kullanılma riski onlarca yılın en yüksek seviyesinde” ifadelerini kullandı. Bu değerlendirme, Rusya’nın Ukrayna savaşının erken dönemlerinde taktik nükleer silah kullanabileceğine dair ima ve açıklamalarının ardından geldi.
Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 80’inden fazlasını kontrol ediyor. Guterres, Washington ve Moskova’yı “gecikmeden müzakere masasına dönmeye ve yerine geçecek bir çerçeve üzerinde anlaşmaya” çağırdı.
1970 tarihli anlaşma da tehlikeye girebilir
Bu dönüm noktası, küresel istikrarsızlığın hızla arttığı bir süreçte, yarım asrı aşkın süredir süregelen silah kontrolünün de sonu anlamına geliyor. Aynı zamanda, bu yıl gözden geçirilmesi planlanan 1970 tarihli Nuclear Non-Proliferation Treaty’yi de tehlikeye atabilir. Söz konusu anlaşma kapsamında nükleer silaha sahip olmayan devletler, silah sahibi ülkelerin iyi niyetle silahsızlanma çabası göstermesi koşuluyla bu silahları edinmemeyi taahhüt etmişti.
2010 yılında Prag’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev tarafından imzalanan anlaşma, tarafların konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını 1.550 ile sınırlamış ve 2002’de belirlenen önceki üst sınıra kıyasla yaklaşık yüzde 30’luk bir azaltım sağlamıştı.
Medvedev, anlaşmanın sona ermesinin “herkesi alarma geçirmesi gerektiğini” söyledi. Obama ise sosyal medyada, anlaşmanın bitmesinin “dünyayı daha güvensiz hale getirecek yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini” yazdı.
Biden uzatma sözü vermişti, Trump vazgeçti
Joe Biden, 2020 seçimlerinde Donald Trump’ı yenmesinin ardından Rusya ile New START’ı beş yıl uzatma konusunda anlaşmıştı. Ancak Moskova’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle iki ülke arasındaki gerilim hızla tırmandı.
Trump, ABD’ye yönelik uluslararası sınırlamalara sık sık sert eleştiriler yöneltti ve uzun süredir devam eden moratoryuma rağmen nükleer denemelerin yeniden başlatılması çağrısı yaptı; ancak bu yönde somut bir adım atmadı.
Bazı gözlemciler ise New START’ın sona ermesinin ideolojiden ziyade Trump yönetiminin işleyişiyle ilgili olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, kariyer diplomatların geri plana itildiği bir ortamda, karmaşık bir anlaşmayı müzakere edecek kurumsal kapasite oluşmadı.
Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in anlaşma sınırlarının bir yıl uzatılması önerisini takip etmedi. Ekim ayında helikopterinin önünde bu öneri sorulduğunda “iyi bir fikir gibi” demişti; ancak ardından herhangi bir müzakere yürütülmedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü yaptığı açıklamada, her iki ülkenin de artık anlaşma kapsamında “hiçbir yükümlülük veya simetrik beyanla bağlı olmadığını” değerlendirdiklerini bildirdi. Açıklamada, “Rusya Federasyonu sorumlu ve ihtiyatlı hareket etmeyi amaçlamaktadır” denildi; ancak ulusal güvenliğin tehdit edilmesi halinde “kararlı” karşı önlemler almaya hazır olunduğu uyarısı da yapıldı.
Papa Leo XIV, yeni bir silahlanma yarışını önlemek için tarafların “mümkün olan her şeyi yapması gerektiğini” söyledi. Haftalık genel kabul töreninde, “Bu aracı, somut ve etkili biçimde devamının sağlanmasını güvence altına almaya çalışmadan terk etmemenizi rica ediyorum” dedi.
Çin'in nükleer kapasitesi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çarşamba günü Trump’ın daha sonra bir karar vereceğini söyledi ve Çin’i de kapsayan yeni bir anlaşma çağrısını yineledi. Rubio, “Başkan geçmişte de açıkça ifade etti: 21. yüzyılda gerçek bir silah kontrolü, Çin’i içermeden mümkün değil; çünkü Çin’in büyük ve hızla büyüyen bir stokuna sahip olduğu ortada” dedi.
Çin’in nükleer cephaneliği hızla büyüyor; tahminen 550 stratejik nükleer fırlatma sistemine sahip. Bu sayı, New START kapsamında Rusya ve ABD için belirlenen 800’erlik üst sınırın hâlâ altında. Anlaşmaya bağlı ABD müttefikleri Fransa ve Birleşik Krallık’ın ise birlikte yaklaşık 100 nükleer başlığı bulunuyor.
New START Anlaşması
ABD'nin Sovyet Rusya ile 1991'de ve Rusya Federasyonu ile 1993'te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşmaları’nın (START 1 ve START 2) uzantısı niteliğindeki New START anlaşması, 2010 yılında imzalanmıştı. Washington ile Moskova arasındaki yürürlükteki son nükleer anlaşma, uzun menzilli nükleer silah başlıklarına ve füzelere kısıtlama getiriyor. Rusya geçen yıl süresi dolan anlaşmanın yükümlülüklerine bir yıl daha uyacağını açıklamıştı. Anlaşmaya ilave süre de 5 Şubat'ta doluyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla Rusya 5 bin 459, ABD 5 bin 177 nükleer savaş başlığı ile en fazla nükleer silaha sahip iki ülke olurken, Çin'in savaş başlığı sayısının 600'ün biraz üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
YSM HABER MERKEZİ