YELLOWSTAR MAGAZİNE GÜNCEL İŞ VE EKONOMİ HABERLERİ

Çok kutuplu dünyanın yeniden düzen arayışı: Münih Güvenlik Konferansı 60'tan fazla liderin katılımıyla başladı

DÜNYA

Münih Güvenlik Konferansı 2026, küresel düzenin geleceğinden savunma sanayii kapasitesine, iklim güvenliğinden yapay zekâ rekabetine uzanan geniş bir gündemle toplanıyor. Transatlantik ilişkilerde gerilimin gölgesinde yapılacak zirve, çok kutuplu dünyada yeni denge arayışlarının da sahnesi olacak

İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - Dünya siyasetinin en önemli buluşmalarından biri olan Münih Güvenlik Konferansı (MSC), bu yıl küresel sistemin yönüne dair sert tartışmaların ortasında başladı. 13–15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen konferansa 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanı ile 1000’i aşkın katılımcı katılıyor.

Organizatörler, 2026 toplantısını “olağanüstü aciliyet” anı olarak tanımlıyor. Aynı anda birden fazla kriz, artan jeopolitik gerilim ve sistemsel kırılma vurgusu öne çıkıyor.

MSC'nin açılışını bu sene Almanya Başbakanı Friedrich Merz yaptı. ABD heyetine Dışişleri Bakanı Marco Rubio başkanlık ediyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Münih’te konferansı takip edecek liderler arasında yer alıyor.

2026 Güvenlik Raporu, savaş sonrası düzenin çözüldüğünü söylüyor

Konferans öncesinde yayımlanan 2026 Münih Güvenlik Raporu ise tonun neden bu kadar sert olduğunu ortaya koydu.

Raporda “Dünya yıkım topu siyaseti dönemine girdi” ifadesi kullanıldı. Metne göre, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD öncülüğünde kurulan uluslararası düzen artık çözülme sürecinde.

Çok taraflılık aşınıyor, ticaret ve teknoloji jeopolitik araçlara dönüşüyor, kurallara dayalı sistem yerini daha işlemsel ve güç merkezli ilişkilere bırakıyor.

Bu çerçeve özellikle Avrupa açısından kritik. Çünkü kıta güvenliğini büyük ölçüde transatlantik ittifaka dayandırmış durumda. Washington’un yönü belirsizleştikçe, Avrupa’da “stratejik özerklik” tartışması daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Fidan, bu sene konferansa katılmayacak

MSC'de geçen sene Suriye gündemli oturumda konuşma yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bu sene konferansa katılımı beklenmiyor.

MSC'nin yayınladığı programa göre, Türkiye'den tek konuşmacı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olacak. Şimşek, cumartesi günü düzenlenecek Suriye başlıklı panelde gündemi değerlendirecek.

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ve CHP'den bir temsilcinin de konferansta olduğu biliniyor.

ABD'nin geçen seneki konuşması Avrupa'yı öfkelendirmişti

Geçen yılki toplantının yankıları da sürüyor. 2025’te ABD heyeti, Avrupa’nın en büyük tehdidinin dış aktörler değil “içeriden gelen tehditler” olduğunu söylemiş ve ifade özgürlüğü üzerinden Avrupa’yı eleştirmişti. Bu çıkış Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde tepkiyle karşılanmış, transatlantik ilişkilerin değer boyutu sorgulanmaya başlanmıştı.

Bu yıl Rubio’nun daha yumuşak bir ton benimseyip benimsemeyeceği merak ediliyor. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rubio’nun geçen yılki konuşmadan “biraz farklı” bir yaklaşım sergilemesini beklediğini ifade etti.

Avrupa içinde ise iki yaklaşım öne çıkıyor. Macron, ABD ile yaşanan gerilime karşı daha net bir Avrupa pozisyonu alınması gerektiğini savunuyor.

Rutte ise ABD’nin güvenlik şemsiyesi olmadan Avrupa savunmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Savunma harcamaları artıyor ancak askeri kapasitenin kısa sürede inşa edilmesi kolay değil. Ukrayna savaşı sürerken ABD desteğinin belirsizleşmesi Avrupa için ciddi bir stratejik risk oluşturuyor.

ABD'li demokratlar, Avrupalıları "Trump'a ses çıkartmaya" çağırıyor

Konferansın dikkat çeken yönlerinden biri de ABD iç siyasetinin Münih’e taşınması.

California Valisi Gavin Newsom ve New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez gibi Demokrat isimler Avrupa’ya Trump çizgisine karşı daha dirençli olunması çağrısı yapıyor. Bu durum, Münih’in yalnızca küresel güvenlik değil, ABD’nin kendi iç siyasi mücadelesinin de sahnesi haline geldiğini gösteriyor.

Ukrayna, Gazze’nin yeniden inşası, İran’la gerilim, nükleer riskler, yapay zekâ ve ticaret savaşları gibi başlıklar gündemde. Ancak tüm bu konuların üzerinde küresel düzenin geleceği sorusu duruyor. MSC raporuna göre artık mesele yalnızca kriz yönetimi değil, sistemin kendisinin yeniden tanımlanması.

Dünya liderleri MSC'de neler konuşacak?

MSC 2026 programı beş ana başlık etrafında şekilleniyor: küresel düzen, savunma, insan güvenliği, sürdürülebilirlik ve teknoloji. Yan etkinlik başvuruları için yayımlanan tematik çerçeve, konferansın tartışma eksenlerini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Küresel düzen başlığında çok taraflılığın yeniden tasarlanması, BM sisteminde reform, ticaret ve finans mimarisinin güncellenmesi, tedarik zinciri güvenliği ve ticaretin “silahlaşmasına” karşı önlemler öne çıkıyor. Çok kutupluluk, “işlemsel diplomasi”, Küresel Güney’in yönetişim yapısına entegrasyonu ve uluslararası hukukun korunması da bu bölümün temel konuları arasında.

Savunma başlığında Avrupa ve ABD’de savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması, savaşın değişen doğası, nükleer caydırıcılığın yeniden düşünülmesi ve kritik altyapının korunması gibi konular ele alınacak. Ukrayna savaşı ve hibrit tehditler bu tartışmaların merkezinde.

İnsan güvenliği alanında kalkınma finansmanının yeniden tasarlanması, çok taraflı kalkınma bankalarının güçlendirilmesi, gıda ve su güvenliği, sağlık riskleri, iklim ile güvenlik arasındaki ilişki, insan haklarının korunması ve göç dinamikleri tartışılacak.

Sürdürülebilirlik başlığında iklim güvenliği, enerji dönüşümü, yenilenebilir kaynakların stratejik avantajları, kritik mineraller ve tedarik bağımlılıklarının jeopolitiği gündemde. Ayrıca çevresel bozulma ve yolsuzlukla mücadele gibi yapısal meseleler de ele alınacak.

Teknoloji bölümünde ise yapay zekâ, uzay teknolojileri, yeni nesil yıkıcı teknolojiler, transatlantik teknoloji düzenlemeleri ve “otoriter teknoloji” ile mücadele başlıkları öne çıkıyor. AI’nin barışçıl kullanımı ve küresel regülasyon ihtiyacı, güvenlik tartışmasının ayrılmaz parçası haline gelmiş durumda.

Bu geniş gündem, Münih’in artık yalnızca askeri güvenlik değil, küresel sistemin bütününü kapsayan bir tartışma platformuna dönüştüğünü gösteriyor. Tartışma başlıklarının çeşitliliği, krizlerin birbirine bağlandığı yeni dönemin yansıması. Avrupa ve ABD arasındaki gerilim, Çin’in yükselişi, Ukrayna savaşı ve teknolojik dönüşüm aynı çerçevede ele alınıyor.

YSM HABER MERKEZİ

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.