İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - İklim değişikliği, buğday üretimini giderek daha büyük risklerle karşı karşıya bırakıyor.
Küresel sıcaklık her 1 santigrat derece arttığında buğday veriminin yaklaşık yüzde 6 azalabileceği değerlendiriliyor.
Bu da dünyanın en temel besin kaynaklarından birinde ciddi kayıplara işaret ediyor.

Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Zaimoğlu, "İklim Değişikliğinin Buğday Tarımına Etkileri: Adana İli Üzerine CROPWAT Modeli Analizi" araştırmasını yaptıklarını söyledi.
Türkiye'de yetiştirilen buğdayın yüzde 50'sinden fazlasının yağışa bağımlı gerçekleştirilen kuru tarım yöntemiyle yapıldığına işaret eden Zaimoğlu, iklim değişikliği nedeniyle bu alanlardaki verim ve kalite kayıplarının giderek daha belirgin hale geldiğini aktardı.
Zaimoğlu, özellikle Akdeniz havzasında yetiştirilen ve gıda ihtiyacını karşılayan bitkilerin iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiğine dikkati çekerek "Dünyada insanların 200'den fazla bitkiyi tüketme şansları olmasına rağmen buğday, pirinç ve mısır insan beslenmesinde yüzde 60'lık bir paya sahip. Onun için biz buğday, mısır ve pirinçle bu kadar dikkatle ilgileniyoruz. İklim değişikliğinden ne kadar etkileneceğini, verim ve su ihtiyacının ne kadar değişeceğini ve süreç içerisinde bu ürünün insan beslenmesindeki yerinde herhangi bir değişiklik olup olmayacağını saptamaya ya da modellemeye çalışıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Tarımın iklim değişikliğine uyumu için iklim ve bitki modellerinin birlikte kullanılması gerektiğinin altını çizen Zaimoğlu, bu kapsamda Dünya Tarım Örgütünün ürünlerin büyüme ve verimini iklim, toprak ve tarımsal uygulamalara göre simüle eden "crop" modeli üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Optimum sıcaklıkların zamanı değişiyor
Zaimoğlu, en olumlu iklim senaryosunun çoktan geride kaldığını, ortalama kabul edilen senaryonun da aşıldığını ve en kötü olarak tanımlanan senaryonun artık olası bir tabloya dönüştüğünü anlattı.
Yaptıkları araştırmada 2098'de en kötü iklim senaryosunda buğdayın su ihtiyacındaki artışı incelediklerini belirten Zaimoğlu, "Yetiştirdiğimiz tarım ürünlerini 2098 yılında bugünkü çeşit özellikleriyle ve yetiştirildikleri yerlerde yetiştirmemiz çok mümkün görünmüyor. Çünkü yalnızca buğday bile yaklaşık yüzde 20 daha fazla suya ihtiyaç duyuyor ama bu yüzde 20 su ihtiyacını karşılayacak yağış ne yazık ki görünmüyor." diye konuştu.
Zaimoğlu, bitkinin su talebindeki yükselişin, gelecekte yaşanacak sıcaklık şoklarının buharlaşmayı artırmasından kaynaklanacağını kaydetti.
Buğday tanelerinin dolum sürecinde sıcaklık şokuyla karşılaştığında verim kaybı yaşandığına işaret eden Zaimoğlu, "Eğer yüzde 20'lik bir su ihtiyacını karşılamazsanız bunun aşağı yukarı yüzde 30, 40'lara varan verim düşüşüne sebep olacağı açık." dedi.
Zaimoğlu, iklim değişikliğinin ekim periyotlarını değiştirdiğini belirterek "Tohumu toprakla buluşturmak için toprakta optimum bir sıcaklık bekliyoruz. Bu optimum sıcaklıklar iklim değişikliğinin meydana getirdiği sıcaklık dalgalanmaları sebebiyle üç haftaya yakın değişimler gösteriyor. Bazı senelerde daha erken, bazı senelerde daha geç olabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Suya göre tarım önerisi
Tarımsal üretimde iklim değişikliğiyle mücadele için ulusal ve uluslararası düzeyde önlemlerin artırılması gerektiğini vurgulayan Zaimoğlu, bu yaklaşımı yerel ölçekte somutlaştırarak erken uyarı sistemleri ve dijital tarım uygulamaları gibi uyum sürecine katkı sağlayacak kritik önlemlerin geliştirilmesi önerisinde bulundu.
Zaimoğlu, tarımın iklim değişikliğine uyumu için sulamada kayıp ve kaçakların önlenmesi, topraktaki organik maddenin artırılarak toprağın su tutma kapasitesinin artırılması, tarım ürünlerinin daha kısa mesafelere taşınması ve bitki örtüsü ve iklime daha uyumlu bitki çeşitlerine doğru bitki deseninin değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Tarımsal üretimde ürün bazlı planlamanın önemine dikkati çeken Zaimoğlu, üretim yapılırken bölgedeki su miktarının dikkate alınarak plan yapılmasının sektöre faydalı olacağını söyledi.
Araştırmaya, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Şen ve Çukurova Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Hatice Akmaz da katkı sağladı.
YSM HABER MERKEZİ