İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM9 - Su, yaşamın temel gerekliliklerinden biri olarak, gelecekte kıt hale gelecek kaynaklar arasında gösteriliyor.
Bazı uzmanlara göre, bu durum artık uzak bir olasılık değil; “su iflası” olarak adlandırılan süreç birçok bölgede çoktan başladı.
“Su iflası”, bir bölgenin doğanın yenileyebileceğinden daha fazla su kullanması ve bunun uzun süre devam etmesi sonucunda su sisteminin çökmeye başlaması anlamına geliyor.
Vice'ın haberinde yer alan; Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü Direktörü Kaveh Madani’nin The Conversation için kaleme aldığı makaleye göre, dünya genelinde yaklaşık 4 milyar insan her yıl en az bir ay boyunca ciddi su kıtlığıyla yaşıyor ve uyarı işaretleri artık göz ardı edilemeyecek düzeye ulaştı.
Madani, rezervuarların küçüldüğünü, şehirlerin çöktüğünü, çiftçilerin kalıcı kuraklık koşullarında ekonomik açıdan daha uygun ürünlere yöneldiğini belirtti.
Orman yangınları ve toz fırtınalarının ise artık olağan olaylar haline geldiğine dikkat çekti.
Madani’ye göre, insanlık gezegeni uzun yıllardır yanlış yönetiyor ve bunun bedelini ödemeye başladı.
Kentlerin büyümesi, tarımın genişlemesi ve sanayinin sürmesi için su kaynaklarının aşırı kullanıldığı; doğal rezervlerin sürekli tüketildiği ifade etti.
Bu sistemin bir süre işlediğini, ancak “ne zaman durulması gerektiğinin bilinmemesi” nedeniyle bugün mevcut yedek kaynakların dahi tükendiğini vurguladı.
"Dünyanın sonu anlamına gelmiyor"
Vice'ın haberine göre; uzmanlar, talebin arzı büyük ölçüde aştığını ve artık daha derin kuyular açmanın veya daha büyük pompalar kurmanın sorunu çözmediğini belirtti.
Yeraltı sularının aşırı çekilmesi, toprağın çökmesine neden oluyor. Meksika ve Cakarta gibi şehirlerin, suyu tutan yeraltı tabakalarının çökmesi nedeniyle her geçen yıl daha fazla battığı ifade edildi. Bu tabakalar bir kez çöktüğünde, yeniden suyla dolması mümkün olmuyor.
Madani’ye göre, suyun en büyük tüketicisi tarım sektörü. Dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanılıyor.
Küresel gıda üretiminin yarısından fazlası, istikrarsız veya çökme riski altındaki su sistemlerine bağımlı durumda. Kuyular kuruduğunda gıda fiyatlarının arttığı, bunun işten çıkarmalara ve ardından siyasi gerilimlerin tırmanmasına yol açtığı belirtiliyor.
Uzmanlar, tüm bu sürecin halihazırda yaşandığını ve asıl meselenin bunun ne kadar kötüleşeceği olduğunu ifade ediyor. İklim değişikliğinin süreci hızlandırdığı, su iflasının önüne geçmek için cesur ve kolektif bir küresel eyleme ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor. Ancak kentlerin ve ekonomilerin hâlâ suyun musluktan “kendiliğinden” geleceği varsayımıyla büyümeye devam ettiği belirtiliyor.
Madani, “Su iflası dünyanın sonu anlamına gelmiyor, ancak sınırların görmezden gelindiği dönemin bittiğini gösteriyor” dedi.
Uzmanlara göre, insanlığın önünde iki seçenek bulunuyor: ya sahip olmadığı suyu tüketmeye devam edecek ya da şehirlerini, tarım sistemlerini ve ekonomilerini daha az suyla yaşayabilecek şekilde yeniden tasarlayacak. Aksi halde, bu kararı doğa kendisi verecek.
YSM HABER MERKEZİ