İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - ABD, Rusya Devlet Başkanı’nın “sevgili dostum” dediği Maduro ile stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamasından sadece sekiz ay sonra Maduro’yu ele geçirdi. Trump ise ABD’nin, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela’nın geçici olarak kontrolünü devraldığını söyledi.
Reuters'ın haberine göre bazı Rus milliyetçileri, bir müttefikin kaybedilmesini eleştirerek ABD’nin hızlı operasyonunu, Rusya’nın neredeyse dört yıldır süren savaşta Ukrayna üzerinde kontrol sağlayamamasıyla kıyasladı.
Ancak başka bir düzlemde, Rusya’nın Trump’ın ABD’nin “arka bahçesinde” yaptığı bu hamleyi “korsanlık” ve “rejim değişikliği” olarak nitelemesine rağmen, Washington’un Venezuela’da bataklığa saplanması ihtimali Moskova açısından daha katlanılabilir görünüyor.
Durumun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Rus kaynak, “Rusya Latin Amerika’da bir müttefikini kaybetti” dedi ve şöyle devam etti:
“Ancak bu, Trump’ın Monroe Doktrini’nin fiilen uygulanmasıysa, Rusya’nın da kendi etki alanı var”
Kaynak, Trump yönetiminin Batı Yarımküre’de ABD hakimiyetini yeniden tesis etme ve 19. yüzyılda bölgeyi Washington’un etki alanı ilan eden Monroe Doktrini’ni canlandırma isteğine atıfta bulundu.
İkinci bir Rus kaynak ise Moskova’nın ABD operasyonunu Venezuela’nın petrol zenginliğini kontrol altına almaya yönelik açık bir girişim olarak gördüğünü ve Batılı güçlerin çoğunun bu hamleyi açıkça eleştirmediğini kaydetti.
Trump’ın “Vahşi Batı”sının tehlikeleri
Putin, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Washington’un karşı çıktığı bir şekilde, Orta Asya, Kafkaslar ve Ukrayna’daki eski Sovyet cumhuriyetlerinde bir Rus etki alanı oluşturmaya çalışıyor.
Putin, ABD’nin Venezuela’daki operasyonu hakkında kamuoyuna açık bir yorum yapmazken, Rusya Dışişleri Bakanlığı Trump’a Maduro’yu serbest bırakma çağrısında bulundu ve diyalog çağrısı yaptı. Bakanlık daha önce Trump’ın eylemlerini Karayipler’de modern korsanlık olarak nitelemişti.
Rus devlet medyası, operasyonu ABD’nin bir “kaçırma” eylemi olarak tasvir etti, Trump’ın ABD’nin “hasta” komşulara sahip olduğu yönündeki sözlerini aktardı ve ABD’nin 3 Ocak 1990’da Panama’da askeri lider Manuel Noriega’yı yakalamasına atıfta bulundu.
Eski Kremlin danışmanı Sergei Markov, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Trump’ın başka bir ülkenin başkanını adeta ‘çalması’, aslında uluslararası hukukun olmadığını, yalnızca güç hukukunun geçerli olduğunu gösteriyor, ama Rusya bunu uzun zamandır biliyor” dedi.
Markov, Trump’ın “Donroe Doktrini” olarak güncellenebileceğini ima ettiği modern Monroe Doktrini’nin farklı şekillerde yorumlanabileceğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:
“ABD gerçekten eski Sovyet coğrafyası üzerinde Rusya’nın hakimiyetini tanımaya hazır mı, yoksa ABD o kadar güçlü ki, yakınında herhangi bir büyük güce bile tahammül etmiyor mu?”
Rusya Federasyon Konseyi’nde bilgi politikası komisyonunun başkanı Alexei Pushkov da Venezuela operasyonunu ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin doğrudan bir uygulaması olarak gördüğünü ve bunun ABD üstünlüğünü yeniden tesis etmeyi ve daha fazla petrol rezervi üzerinde nüfuz kazanmayı amaçladığını söyledi.
Ancak Pushkov, bunun “19. yüzyılın vahşi emperyalizmine dönüş” ve fiilen “Vahşi Batı” anlayışının yeniden canlanması riskini taşıdığını ifade etti.
Pushkov “Bu zafer bir felakete mi dönüşecek?” diye sordu.
Rus milliyetçiler Venezuela ile Ukrayna’yı kıyaslıyor
Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping açısından, ABD başkanının dikkatinin Batı Yarımküre’ye odaklanması ve burada oyalanması, Rusya’nın Ukrayna’ya, Çin’in ise Tayvan’a odaklandığı bir dönemde fazlasıyla kabul edilebilir görünüyor.
Ancak bazı Rus milliyetçileri, Suriye’de Beşar Esad’ın düşüşünden kısa süre sonra bir müttefikin daha kaybedilmesini eleştirerek, ABD’nin Venezuela’daki operasyon hızını Rusya’nın Ukrayna’daki yavaş ilerleyişiyle karşılaştırdı.
Rusya’nın en büyük petrol üreticisi Rosneft, 2020 yılında Venezuela’daki faaliyetlerini sonlandırmış ve buradaki operasyonlara ilişkin varlıklarını Rusya devletine ait bir şirkete satmıştı.
Hapisteki Rus milliyetçi Igor Girkin, ABD’nin Venezuela’da büyük bir gücün potansiyel bir tehdide karşı nasıl hareket etmesi gerektiğini gösterdiğini ve operasyonun Çin’e giden petrol akışını kesmeye yönelik bir girişimin parçası olduğunu söyledi.
“İmajımıza bir darbe daha aldık, Rusya’nın yardımına güvenen bir ülke daha bu yardımı alamadı” diyen Girkin, şöyle devam etti:
“Ukrayna’nın kanlı bataklığında boynumuza kadar saplanmış durumdayız ve başka bir şey yapabilecek kapasitemiz neredeyse yok. Özellikle de ABD’nin hemen yanı başındaki başka bir yarımkürede yer alan Venezuela’ya yardım etmemiz mümkün değil”
YSM HABER MERKEZİ
Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2026, 21:38