İran'daki protestolar sekizinci gününde de devam etti, can kaybı artıyor

İran’da riyalin sert değer kaybı ve hayat pahalılığıyla başlayan protestolar sekizinci gününde ülke geneline yayılırken, can kaybı artıyor, binin üzerinde kişi de gözaltına alındı. Ekonomik taleplerin siyasal sloganlara evrilmesi, yönetim üzerindeki baskıyı artırıyor.

İran'daki protestolar sekizinci gününde de devam etti, can kaybı artıyor

İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - İran’da ekonomik krizin tetiklediği toplumsal hareketlilik sekizinci gününde sürdü. 28 Aralık’ta Tahran Kapalı Çarşı esnafının greviyle başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayılarak yalnızca geçim sıkıntısına değil, yönetim anlayışına yönelik itirazlara da dönüştü. Farklı kaynakların aktardığına göre gösteriler, 31 eyaletin en az 23'ünde 200’ü aşkın yerleşim yerinde etkili oldu.

Protestoların arka planında derinleşen ekonomik kriz bulunuyor. Son altı ayda İran riyali dolar karşısında yüzde 56’dan fazla değer kaybederken, gıda fiyatları yıllık bazda ortalama yüzde 70’in üzerinde arttı. Bu tablo, özellikle esnaf, işçiler, öğrenciler ve kamu çalışanları arasında yaygın bir hoşnutsuzluk yarattı.

Ölü sayısı ve gözaltılar tartışmalı

Can kaybına ilişkin rakamlar kaynaklara göre değişiyor. Resmî açıklamalarda ölü sayısı daha düşük tutulurken, Human Rights Activists News Agency ve diğer insan hakları kuruluşları, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının en az 20 olduğunu, yaklaşık bin kişinin gözaltına alındığını bildiriyor. Gözaltına alınanlar arasında 15–17 yaş aralığında çocukların da bulunduğu belirtiliyor.

Batı İran’daki Malekşahi kenti, çatışmaların en sert yaşandığı yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Burada protestolarda hayatını kaybedenlerin cenaze törenleri, kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Güvenlik güçleri ile protestocular arasında yaşanan çatışmalarda hem sivillerin hem de güvenlik görevlilerinin öldüğü bildirildi.

Tahran’da 'sınırlı', taşrada sert

Başkent Tahran’da gösteriler daha çok küçük ve dağınık gruplar halinde gerçekleşiyor. Fars News Agency ve yerel medya, başkentteki protestoları “sınırlı” olarak tanımlasa da doğu, batı ve güney semtlerinde gece saatlerinde sık sık müdahaleler yaşanıyor. Buna karşın ülkenin batısında, özellikle Kürt ve Lor nüfusun yoğun olduğu bölgelerde protestoların daha sert ve organize olduğu aktarılıyor.

Hamaney: Döviz kurundaki sert artış düşmanın işi

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, halkın ekonomik memnuniyetsizliğini kabul ederek krizin sorumluluğunu hükümete yükledi ve yetkililere “dış güçleri suçlamaktan kaçınma” çağrısı yaptı.

Buna karşılık İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, protestoların temelinde yatan ekonomik sıkıntıları açık biçimde kabul etti. Hamaney, riyalin hızlı değer kaybı, döviz kurlarındaki istikrarsızlık ve hayat pahalılığı nedeniyle özellikle esnaf ve dar gelirli kesimlerin tepkisinin “haklı ve meşru” olduğunu söyledi. Ancak ekonomik krizin kaynağına ilişkin değerlendirmesinde sorumluluğu iç politikadan ziyade dış müdahalelere bağladı.

Döviz kurundaki “açıklanamayan ve doğal olmayan artışın” İran’ın düşmanları tarafından organize edildiğini savunan Hamaney, bu durumun ülkenin iç istikrarını hedef alan bir operasyon olduğunu ileri sürdü.

Hamaney, protesto hakkı ile “kaos çıkarma” arasında net bir ayrım yapılması gerektiğini vurgulayarak, ekonomik taleplerle sokağa çıkanlarla diyalog kurulabileceğini, ancak güvenlik güçlerine yönelik saldırılar ve rejimi hedef alan eylemlerin tolere edilmeyeceğini ifade etti. Bu çerçevede, protestoları destekleyen ekonomik gerekçeleri tanımasına rağmen, hareketin siyasal bir krize dönüşmesine izin verilmeyeceği mesajını verdi.

Trump’tan açık tehdit, İran’dan sert yanıt

Protestolar uluslararası yankı da buldu. ABD Başkanı Donald Trump, protestocuların öldürülmesi halinde ABD’nin “çok sert karşılık vereceğini” söyleyerek İran’a yönelik olası bir müdahalenin sinyalini verdi. Tahran yönetimi ise böyle bir adımın, bölgedeki tüm ABD üslerini hedef haline getireceğini açıkladı.

Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları örgütleri ise İran’a “azami itidal” çağrısı yaparak, gözaltıların ve ölümlerin durdurulmasını istedi.

Ekonomik protestodan siyasal krize

Uzmanlara göre İran’daki son dalga, 2022–2023’te Mahsa Amini’nin ölümü sonrası patlak veren kitlesel eylemler kadar büyük olmasa da, ekonomik temelli olması nedeniyle rejim açısından farklı ve tehlikeli bir boyut taşıyor. Hayat pahalılığı, işsizlik ve gelir kaybı gibi sorunların geniş toplumsal kesimleri etkilemesi, protestoların yayılma potansiyelini artırıyor.

Hükümetin açıkladığı sınırlı sosyal destek adımlarının ise mevcut öfkeyi yatıştırmaya yetip yetmeyeceği belirsiz. Sahadaki tablo, protestoların kısa vadede sona ermeyeceğine ve İran yönetiminin önünde hem ekonomik hem de siyasal açıdan zorlu bir sürecin bulunduğuna işaret ediyor.

YSM HABER MERKEZİ

Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2026, 13:46

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER