İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu dramatik bir operasyonla yakalamasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın hidrokarbon sektörünün yeniden inşasında ABD’li petrol şirketlerinin öncü rol oynayacağını defalarca vurguladı.
Venezuela petrolünde yaşanacak olası dönüşümün, özellikle Washington ile jeopolitik gerilim yaşayan Çin başta olmak üzere Asya için de önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.
Çin, hâlihazırda Venezuela petrolünün en büyük alıcısı konumunda.
Nikkei'nin derlemesiyle Venezuela petrolü ve Asya üzerindeki etkilerine dair bilmeniz gereken dört başlık şöyle:
Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip, ancak üretim çöktü
Venezuela, petrol ihraç eden ülkeler örgütü OPEC’in beş kurucu üyesinden biri ve 300 milyar varili aşan rezervleriyle dünyadaki en büyük ham petrol rezervlerine sahip.
Bu miktar, küresel toplamın yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor.
Buna karşın ülke, uzun yıllara yayılan yetersiz yatırım, kötü yönetim ve yaptırımlar nedeniyle bugün günde yalnızca yaklaşık 900 bin varil petrol üretiyor.
Bu rakam, 1990’ların sonlarında ulaşılan günlük 3 milyon varillik seviyenin oldukça altında.
Venezuela’nın ihracatı, ABD’nin 2019’da devlet petrol şirketi PDVSA’yı yaptırım listesine almasıyla ağır darbe aldı.
Aralık ayından bu yana ise Washington, Maduro yönetimini “yabancı terör örgütü” ilan ederek Venezuela’ya giden ve gelen yaptırımlı petrol tankerlerine deniz ablukası uyguluyor.
Çin, Venezuela petrolünün en büyük alıcısı
ABD, yaptırımlar öncesinde Venezuela’nın ağır ham petrolünün en büyük ithalatçısıydı ve bu petrolü işleyebilecek rafineri kapasitesine sahipti.
Ancak yaptırımların devreye girmesiyle bu rolü Çin üstlendi.
Emtia veri şirketi Kpler’e göre Çin, geçen yıl Venezuela’dan günde yaklaşık 395 bin varil petrol ithal etti.
Bu miktar, 2024’teki 273 bin varil seviyesinden kayda değer bir artışa işaret ediyor. Venezuela kaynaklı sevkiyatlar, Çin’in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturdu.
Hindistan da Venezuela petrolünün istikrarlı alıcıları arasında yer alsa da, son yıllarda ithalat hacmi düşüş gösterdi.
Öte yandan Venezuela, sahipliği belirsiz ve konumlarını gizleyen tankerlerden oluşan bir “gölge filo” kullanarak petrol sevkiyatlarını izlenmesi güç hale getiriyor.
ABD hamleleri Çin’in mevcut düzenini tehdit ediyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pazartesi günü NBC’ye verdiği demeçte, askeri operasyonun hedeflerinden birinin ABD’nin rakiplerinin Venezuela petrol sektörüne yatırım yapmasını engellemek olduğunu açıkça dile getirdi.
Rubio, “Çin, Rusya ya da İran’ın Venezuela petrolünü kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Batı Yarımküre, ABD’nin rakipleri için bir operasyon alanı olmayacak” dedi.
Natixis Asya-Pasifik Başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, Çin’in 2000’li yılların ortasından bu yana Venezuela petrol sektöründe stratejik bir dayanak noktası haline geldiğini ve ülkenin en büyük kreditörü konumunda bulunduğunu belirtti.
Bu ilişkilerin merkezinde, petrol karşılığı kredi modeli yer alıyor.
Buna göre PDVSA, borçlarını Çin Ulusal Petrol Şirketi China National Petroleum Corporation (CNPC)’ye uzun vadeli ve indirimli petrol sevkiyatlarıyla ödüyor.
Çinli devler Sinopec ve CNPC, Venezuela’daki en büyük yabancı petrol alacaklıları arasında bulunuyor.
Garcia-Herrero’ya göre ABD’nin son hamlesi bu anlaşmaları yeniden müzakere, el koyma ya da askıya alma riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Ancak Çin’in Venezuela’daki köklü etkisinin tamamen ortadan kaldırılmasının zor olduğu, yaşanacak sürecin Pekin’in küresel yatırımları açısından kritik bir ders niteliği taşıyacağı ifade ediliyor.
Venezuela’da üretimi artırmak son derece maliyetli
Trump, Venezuela’nın petrol altyapısının yeniden inşasının milyarlarca dolara mal olacağını kabul ediyor.
Enerji danışmanlık şirketi Rystad Energy’ye göre, önümüzdeki 15 yıl içinde yalnızca mevcut üretimi koruyabilmek için yaklaşık 53 milyar dolarlık yatırım gerekiyor.
Üretimin 2040 yılına kadar yeniden günlük 3 milyon varil seviyesine çıkarılabilmesi için ise 2026–2040 döneminde her yıl 8–9 milyar dolar ek yatırım yapılması şart.
Buna karşın bazı analistler, bu yatırımların ekonomik mantığının zayıf olduğunu savunuyor.
Capital Economics’ten David Oxley, geçmişte Venezuela’daki varlıkları kamulaştırılan uluslararası şirketlerin, net bir siyasi geçiş planı ortaya konmadıkça yeni yatırımlara temkinli yaklaşacağını belirtiyor.
Oxley’e göre, küresel piyasaların zaten petrol arzıyla dolu olduğu bir ortamda, çıkarılması pahalı olan Venezuela’nın ağır petrol rezervlerine büyük ölçekli yatırımlar yapmak ticari açıdan cazip görünmüyor.
YSM HABER MERKEZİ