İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - Stephen Miller, Donald Trump yönetiminde iç politika ve iç güvenlik alanında belirleyici isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Resmi unvanı Beyaz Saray Politika Direktör Yardımcısı ve İç Güvenlik Danışmanı olan Miller, özellikle göç ve sınır güvenliği politikalarının şekillendirilmesinde merkezi rol üstleniyor.
BBC Rusya'nın haberine göreDemokrat siyasetçiler ve bazı Cumhuriyetçiler, Miller’ı göç uygulamalarında aşırı sertlik ve kutuplaştırıcı dil kullanmakla eleştiriyor. Washington’da çeşitli protestolarda Miller’a yönelik istifa çağrıları yapıldı.
Minneapolis olayları ve tepkiler
2025 yılı başında Minneapolis’te göçmenlik yetkililerinin karıştığı iki ölüm vakası kamuoyunda tartışma yarattı. Olayların ardından Miller, sosyal medya paylaşımlarında hayatını kaybeden kişiler hakkında sert ifadeler kullandı.
Daha sonra yaptığı açıklamada, ilk değerlendirmelerin sahadaki görevlilerin raporlarına dayandığını ve prosedür ihlali ihtimalinin incelendiğini belirtti. Demokratlar ise Miller’ı, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) uygulamalarında aşırı güç kullanımını teşvik etmekle suçladı.
“Günde 3 bin gözaltı” hedefi
Miller, 2025 Mayıs ayında yaptığı bir televizyon röportajında yönetimin hedefinin günlük 3 bin düzensiz göçmen gözaltısı olduğunu açıkladı. Bu rakam, önceki dönem ortalamalarının üzerinde bulunuyor.
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, göç politikalarına yönelik eleştirilere yanıt verirken uygulamaların hem başkanın hem de Miller’ın talimatları doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti.
Reuters-Ipsos anketine göre, Trump’ın göç politikasına destek oranı yüzde 39’a gerilerken, katılımcıların yüzde 58’i ICE yöntemlerinin “aşırıya kaçtığını” düşünüyor.
Dış politikada her noktada yer alıyor
Miller’ın etkisi yalnızca iç politikayla sınırlı kalmadı. Beyaz Saray içinde dış politika tartışmalarında da aktif rol üstlendiği belirtiliyor. Özellikle Venezuela’ya yönelik operasyonlar ve Karayipler’de uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürütülen faaliyetlerde sürece dahil olduğu ifade ediliyor.
Yemen’deki Husilere yönelik ABD hava operasyonlarının planlandığı süreçte, Miller Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun da aralarında bulunduğu üst düzey isimlerin yer aldığı gruba yazdığı mesajda "Duyduğum kadarıyla Başkan netti: yeşil ışık" dedi.
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham geçtiğimiz hafta "Donald Trump'ı Stephen Miller'ın kendisi için bir yük olduğuna ikna edebileceğine inanan meslektaşlarıma bol şanslar" dedi ve ekledi:
"Donald Trump döneminin saati 12'yi vurduğunda, Trump'la birlikte kapıdan çıkıp giden birkaç kişi olacak ve Stephen Miller da bu grupta yer alacak."
'Önce Amerika' çerçevesi
Miller’ın yaklaşımı, Trump’ın “America First” doktriniyle paralellik gösteriyor. Bu çerçevede ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi gücünün doğrudan ulusal çıkarlar doğrultusunda kullanılmasını savunuyor.
Eleştirmenler ise bu yaklaşımın ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerini zedelediğini ve etnik milliyetçi bir söylemi güçlendirdiğini ileri sürüyor. Liberal sivil toplum kuruluşları, Miller’ı yönetimin en tartışmalı figürlerinden biri olarak tanımlıyor.
Miller'ın Beyaz Saray'daki resmi unvanı Başkan'ın politikadan sorumlu en yetkili danışmanı ve iç güvenlik danışmanı.
BBC Türkçe'nin haberine göre Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt BBC'ye yaptığı açıklamada, "Stephen Miller zeki, çalışkan ve sadık biri olduğu için yıllardır Başkan Trump'a sadakatle hizmet ediyor" dedi.
Geçen yıl bir ara Miller'ın adı, görevden alınan Michael Waltz'un yerine Beyaz Saray'ın potansiyel ulusal güvenlik danışmanı olarak geçmişti ki, bu söylentiler Başkan tarafından kısa sürede reddedildi.
Trump, "Stephen bundan çok daha yüksekte" sözlerini kullandı.
Miller nereye kadar gidebilir?
Cumhuriyetçi stratejistler, yaklaşan ara seçimlerin Miller’ın politikalarının kamuoyu nezdindeki karşılığını göstereceğini belirtiyor. Parti içinden bazı isimler dış politika konularındaki açıklamalarını eleştirse de, Miller’ın Trump ile olan yakın ilişkisi konumunu korumasını sağlıyor.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Miller’ın Trump döneminin sonuna kadar başkanın en yakın çevresinde yer alacağını ifade etti.
Miller, lise yıllarından itibaren muhafazakar kimliğiyle öne çıktı; Duke Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi aldıktan sonra Kongre’de görev yaptı ve 2016’dan itibaren Trump’ın seçim kampanyasında ve Beyaz Saray’da etkin rol üstlendi.
Liberal grup Common Cause 2025 tarihli bir blogda "Stephen Miller, Trump yönetiminin gündeminin şekillenmesinde merkezi bir figürdür" diye yazdı.
Blogda şu ifadeler de vardı:
"Miller'ın kariyeri, göçmen ailelere karşı devlet şiddetini mümkün kılmaktan hükümette beyaz milliyetçi söylemi teşvik etmeye kadar, bağnazlık kurumsal güç kazandığında neler olabileceğine dair bir uyarıdır."
YSM HABER MERKEZİ