Belirsizlik ortamında küresel yatırım ve enflasyon

Son dönemde sıkça dile getirildiği üze­re dünyada hem siyasi hem de ekono­mik açıdan önemli değişimler yaşanıyor.

ABD’nin artarak büyüyen tehdit liderliğindeki tek kutuplu dünya­dan çok kutuplu dünyaya hızlı bir geçiş ya­şıyoruz. Bu durum küresel ekonomi çevrelerinde ekonomik daralmaya sebep oluyor.

Bu süreçte ABD başta Çin olmak üzere rakiplerini ekonomik olarak zayıflat­mak adına adımlar atarken uluslararası si­yaset kurallarını ve kanunlarını hiçe sayı­yor.

Tarifeler ile başlayan süreç Çin’e pet­rol sağlayan ülkelerin (Venezüella ve İran gibi) kontrol altına alınması noktasına gel­di. Grönland’ın ABD’ye satışı konusunda uluslararası baskılara devam ediyor.

Peki, gelişmeler bu yöndeyken yatırımlar, büyü­me ve enflasyon açısından nasıl bir öngö­rüde bulunabiliriz?

Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde yatırımlar

Bank for International Sattlements (BIS) merkez bankalarının bankası olarak adlandırılır.

Bu kurum tarafından yapılan bir çalışma küresel yatırımlara geniş bir perspektiften bakıyor ve artan belirsizlik ortamında yatırımların yönü konusunda çıkarımlarda bulunuyor.

Milli gelire oran olarak gelişmiş ülkelerde yatırımlar son 45 yılda geriliyor.

Çin ve Hindistan’ı bir kena­ra bırakırsak diğer gelişmekte olan ülke­lerde yatırımların milli gelire oranı sabit kalmış. Makalede elde edilen bulgular be­lirsizlik ortamının hem yatırımları hem de üretimi olumsuz yönde etkilediğini göste­riyor.

Bu kez tabi durum biraz daha farklı. Be­lirsizlik şoku yanında bir de yapay zeka şoku yaşıyoruz. Yapay zekaya yapılan ya­tırımlar ve sağlayabileceği/sağladığı ve­rimlilik artışları büyümeyi ve büyüme bek­lentilerini canlı tutuyor.

Büyümeye dair olumlu beklentiler özellikle gelişmiş ülke­lerde hisse fiyatlarını artırırken tüketimi de canlı tutmaya yardımcı oluyor.

Belirsizlik ortamında enflasyon

Belirsizliklerin arttığı ortamda yatırım­lar ve büyümenin olumsuz etkileneceğini tahmin etmek zor değil. Fakat fiyat hare­ketlerini tahmin etmek zorlaşabiliyor.

Bazı ürünlerin fiyatı artarken bazı ürünlerin fi­yatı düşebiliyor. Örneğin, artan belirsizlik ortamının etkisi ile altın fiyatlarının arttı­ğını görüyoruz. Bu tür zamanlarda arz so­runları ortaya çıkıyorsa ya da çıkma riski varsa yine fiyat artışları öngörülebilir.

Di­ğer taraftan, belirsizliklerin arttığı dönem­lerde tüketici güveninin düştüğünü, do­layısıyla tüketim eğiliminin zayıfladığını söyleyebiliriz.

Azalan tüketim harcamaları da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluş­turabiliyor.

Bu yazıda belirsizliğin fiyatlar üzerinde­ki etkisini yatırımcı perspektifi üzerinden incelemeye çalışacağız.

Bunun için iki ya­tırımcı düşünelim. Aynı iş kolunda yatırım yapan bu yatırımcıların talep büyüklükle­ri ve kapasiteleri benzer olsun.

Fakat yatı­rımcılardan bir tanesi geleceğe dair olumlu beklentilere sahip olsun, dolayısıyla işleri­ni karlı bir şekilde uzun süre devam ettire­ceğini düşünüyor olsun.

Diğer yatırımcı kö­tümser beklentilere sahip bir yatırımcı ve önümüzdeki dönemde dışsal olumsuzluklar ile karşılaşabileceğini, dolayısıyla yatırımı­nı kaybetme riski olduğunu düşünüyor. Bu dışsal faktörler deprem, salgın hastalık, eko­nomik kriz ya da jeopolitik gelişmeler olabi­lir.

Peki, bu iki yatırımcının fiyat belirleme politikası benzer olur mu?

Takdir edersiniz ki benzer olmaması gerekir. Kötümser ya­tırımcı kısa sürede yatırımının karşılığını almak ve kara geçmek için daha yüksek kar oranları yakalamayı tercih edecektir.

Bunun için de fiyatları elinden geldiği kadar yüksek tutmaya çalışacaktır. Diğer taraftan, iyimser yatırımcı yatırımın geri dönüşünü zamana yaymayı, daha rekabetçi fiyatlama yapma­yı tercih edecektir. Bu ikilemi tüm ekonomi için düşünürsek belirsizliğin fiyat hareket­leri üzerindeki etkisini bu iki grubun ağır­lığına bağlayabiliriz.

Bir başka deyişle, eğer kötümser grup ekonomi içinde çoğunluk­taysa artan belirsizliğin enflasyon üzerin­de yukarı yönlü etki yapması muhtemeldir.

Politika yapıcılar açısından bakarsak, onla­ra düşen görev bu belirsizlik bulutunu arala­mak ve yatırımcının ufkunu genişletmektir.

Yatırımcının yatırım perspektifinin kısa ol­ması para politikası açısından önemli bir so­rundur ve çoğu zaman para politikasının çö­zebileceği bir sorun değildir.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.