YELLOWSTAR MAGAZİNE GÜNCEL İŞ VE EKONOMİ HABERLERİ

The Atlantic: İran'da devrim için 5 gerekli koşulun tamamı sağlandı

DÜNYA

The Atlantic'te yayınlanan makalede, İran'da devrim için gerekli 5 koşulun 1979'dan bu yana ilk kez sağlandığı savunuldu. Yazıda, bu koşullar mali bir kriz, bölünmüş elitler, geniş tabanlı bir muhalefet koalisyonu, ikna edici bir direniş anlatısı ve elverişli bir uluslararası ortam olarak sıralandı.

İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - İran İslam Cumhuriyeti, 1979'daki İslam Devrimi'nde bu yana görülen en şiddetli halk ayaklanmalarından biriyle karşı karşıya. İki haftadan uzun süredir devam eden gösterilerde şu ana kadar 500'den fazla kişinin öldüğü, can kaybı sayısının bunun çok üzerinde olabileceği bildiriliyor.

Giderek şiddetlenene gösteriler sıklıkla sorulan bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: İran rejimi çökmek üzere mi?

ABD merkezli The Atlantic'te yayınlanan yazıda, tarih boyunca yaşanan rejim değişikliklerinin tek bir faktöre bağlı olmadığına, birçok başarısızlığın bir araya gelerek devrimlere yol açtığına dikkat çekildi.

Bir devrimin başarıya ulaşması için 5 belirli durumun gerekli olduğu vurgulanan yazıda, bu durumlar; mali bir kriz, bölünmüş elitler, geniş tabanlı bir muhalefet koalisyonu, ikna edici bir direniş anlatısı ve elverişli bir uluslararası ortam olarak sıralandı.

"1979’dan bu yana ilk kez İran, bu beş koşulun neredeyse tamamını karşılıyor" değerlendirmesi yapan Atlantic makalesinden satır başları şu şekilde:

1) Mali kriz

İran'daki gösteriler uzun süredir devam eden mali krize tepki olarak başladı. İran’da enflasyon oranları genel olarak yüzde 50’nin, gıda için yüzde 70’in üzerinde. Son bir yıl içinde İran’ın para birimi, dolar karşısında yüzde 80’den fazla değer kaybetti. 1979’da bir ABD doları 70 İran riyali ederken, bugün 1,47 milyon riyal ediyor; bu da yüzde 99’dan fazla bir değer kaybı demek. İran parası artık bir değişim aracı olmaktan çok, ulusal umutsuzluğun günlük bir endeksi haline gelmiş durumda. Üstelik geçmişteki ekonomik krizlerin aksine bu çöküş, çarşı esnafından varlıklı kesimlere ve yoksullara kadar tüm sınıfları etkileyerek toplumsal sınırları aşmış durumda.

İran’ın 92 milyonluk bir nüfusu var; bu da onu on yıllardır küresel finansal sistemden yalıtılmış şekilde yaşayan belki de dünyanın en büyük toplumu haline getiriyor. Enflasyona ek olarak ülke kronik yolsuzluk, kötü yönetim ve beyin göçü sorunlarıyla boğuşuyor. Genç İranlılar yüksek işsizlik ve eksik istihdam oranlarıyla karşı karşıya; daha yaşlı kuşaklar ise emeklilik fonlarının büyük ölçüde iflas etmiş olduğunu görüyor.

2) Elitlerin rejimden kopması

Devrim için ikinci koşul olan elitlerin rejimden kopması da İran’da açık biçimde görülüyor. 1979’da geniş bir ideolojik koalisyon olarak başlayan yapı, 2026’ya gelindiğinde tek kişilik bir partiye dönüşmüş durumda: Ali Hamaney’in partisi. İslam Cumhuriyeti’nin kurucu isimlerinden ve eski başbakanı Mir Hüseyin Musevi, 15. yılında hâlâ ev hapsinde. Hayatta olan tüm eski cumhurbaşkanları ya susturulmuş ya da kenara itilmiş durumda: Muhammed Hatemi tam bir medya yasağı altında, Mahmud Ahmedinejad marjinalleştirilmiş ve gözetim altında, Hasan Ruhani'nin ise 88 üyeli Uzmanlar Meclisi’ne (bir sonraki dini lideri seçecek olan din adamları kurulu) aday olmasına izin verilmedi.

Çarşı tüccarları 1979 devriminde kilit bir rol oynamış, yıllar boyunca İslam Cumhuriyeti’nin temel toplumsal dayanaklarından ve ekonomik tabanlarından biri olmuştu. Ancak son on yıllarda rejim, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) servet ve gücün aktığı bir askerî-endüstriyel komplekse dönüştürdü. Bu düzen yalnızca rejimin ideolojik bütünlüğünü zayıflatmakla kalmadı; geleneksel tüccar sınıfını da yerinden etti ve böylece çarşıyı bir destek sütunundan bir muhalefet kaynağına dönüştürdü.

Yine de elitler içinde hala birlik halinde kalan bir grup var: ülkenin güvenlik güçleri. Bugüne kadar İslam Cumhuriyeti’nin çökmesini engelleyen de onların bu sağlamlığı oldu. Ülke çapında yıllardır süren protestolara ve İsrail’in onlarca üst düzey ismi hedef alan suikastlarına rağmen, henüz hiçbir üst düzey Devrim Muhafızları komutanı saf değiştirmiş ya da Ayetullah Hamaney’i açıkça eleştirmiş değil.

3) Geniş tabanlı muhalefet

İran üçüncü ölçütü açık biçimde karşılıyor: İslam Cumhuriyeti’nin siyasal, ekonomik ve toplumsal otoriterliği, algılanan adaletsizliğe karşı çeşitli ve geniş tabanlı bir muhalefet koalisyonu doğurdu. Son on yılda aralıklı kitlesel protestolar, ülkenin çevre bölgelerindeki etnik azınlıklar, işçi hareketleri, kadınlar ve çarşı esnafı dâhil olmak üzere neredeyse tüm sosyoekonomik sınıflardan insanları bir araya getirdi. Bu gruplar nadiren çabalarını koordine etti ya da aynı anda sokağa çıktı; ancak öfke nedenlerinin büyük bölümü ortak.

Muhalefet hareketi yaygın bir öfkeyi seferber edebildiğini gösterdi; ancak başarıya ulaşmak için seferberliğin ötesine geçip hoşnutsuz elitlerle bağlar kurması gerekecek.

4) İkna edici direniş anlatısı

Rejimin çözülmesi için dördüncü koşul, bir ulusun sosyoekonomik, coğrafi ve ideolojik bölünmelerini aşan ikna edici ve ortak bir anlatının ortaya çıkmasıdır. Bugün İran’da rejimin kurucu ilkesi olan pan-İslami devrimci ideolojinin yerini sert ve düzeltici bir milliyetçilik almış durumda. Devletin eskimiş “Amerika’ya ölüm” ve “İsrail’e ölüm” sloganları, ulusal çıkara yönelik bir talep tarafından bastırılıyor: “Yaşasın İran.” Bu sadece bir ton değişikliği değil; rejimin bölgesel maceracılığının topyekûn reddi.

Milliyetçilikteki yükselişin ötesinde, İranlılar kendi kendini “ahlaki” ilan etmiş bir devletin içi boş ideolojik sloganlarına ve gösterişçi dindarlığına karşı artık bağışıklık kazanmış durumda. Nüfusun büyük bölümü 1979 devriminden sonra doğmuş; her şeyden önce "zendegi-ye normal", yani “normal bir hayat” istiyor — insanların giyimine, mahremiyetine ve özel tercihlerine mikro-yönetimle müdahale eden bir rejimden özgür bir yaşam. Muhalefet, İslam Cumhuriyeti’ni ulusal serveti bölgesel vekil güçlere aktaran bir işgal gücü olarak meşruiyetsizleştirerek, rejimin milliyetçi söylemini fiilen tersyüz etmiş durumda.

5) Elverişli uluslararası ortam

Devrimin son ve belirleyici tetikleyicisi, rejimi ayakta tutmak yerine batmasına katkı sağlayan bir uluslararası ortamdır. Kuzey Kore’den sonra, İran muhtemelen dünyanın stratejik olarak en yalnız ülkesi. 7 Ekim'den bu yana geçen son iki yılda, İran’ın bölgesel vekil güçleri ve küresel müttefikleri ya büyük darbe aldı ya da iktidardan düşürüldü.

Suriye’de Beşar Esad ve Venezuela’da Nicolás Maduro artık iktidarda değil. Vladimir Putin, Ukrayna’daki savaşa gömülmüş durumda. Donald Trump, İran’ın nükleer tesislerinin üzerine 16 sığınak delici bomba bırakarak ülkeye yarım trilyon dolardan fazla mal olmuş bu girişimi büyük ölçüde yok etti. Dahası, geçmişte İran’ın iç siyasetinde temkinli davranan ABD başkanlarının aksine, Trump, İslam Cumhuriyeti’ni protestocuları katletmesi halinde Amerika’nın “tetikte ve hazır” olduğunu söyleyerek açıkça uyardı.

YSM DIŞ HABERLER SERVİSİ

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.