İSTANBUL-NURULLAH SARI(YSM) - Almanya'da Suriyeli mültecileri geri gönderme tartışması devam ediyor.
Son olarak CDU'lu Dışişleri Bakanı Johann Wadephul'un mültecilerin sınır dışı edilmesine karşı açıklaması kendi partisi içinden eleştiri toplamıştı. Şimdi de CDU'nun Bavyera merkezli kardeş partisi CSU'dan karşı hamle geldi.
Spiegel'in Münchner Merkur'den aktardoğı habere göre Alman parlamentosu Bundestag'da kapalı bir grup toplantısı yapan CSU milletvekilleri, ülkedeki göç politikasının sıkılaştırılmasını hedefleyen bir yasa teklifi taslağı hazırladı. Belgede, Suriye'li mültecilerin 'büyük çoğunluğunun' ülkelerine hızlı bir şekilde dönmeleri talep ediliyor.
Belgede, 2026 yılın 'büyük bir sınır dışı operasyonu' yürütülmesi gerektiği belirtilirken, bunun için Suriye ve Afganistan'a uçak seferleri düzenlenmesi öneriliyor. Belgede ayrıca Suriye'deki iç savaş sona erdiği için Suriyeli mültecilerin korunma taleplerinin zemin kaybettiğine dikkat çekiliyor.
CSU'nun parlamento grubunun hazırladığı teklifte ayrıca, "Bir mülteci kendi ülkesinde tatile giderse, gelecekte otomatik olarak koruma statüsünü kaybetmeli; çünkü bu davranışı, korunmaya ihtiyaç duyduğuna dair kendi iddiasını geçersiz kılar" ifadeleri yer alıyor.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, kasım ayında Şam’ı ziyaret etmiş ziyaret kapsamında ağır hasar gören Harasta banliyösünü de görmüştü.
Almanya’dan Suriyeli mültecilerin gönüllü olarak geri dönme ihtimali sorulduğunda, CDU’lu siyasetçi bunun şu aşamada “yalnızca çok sınırlı ölçüde mümkün” olduğunu söylemiş; gerekçe olarak da Suriye’de “altyapının büyük ölçüde tahrip edilmiş olmasını” göstermişti.
Ukraynalılar için de daha sıkı kurallar talep ediliyor
Mevcut taslakta CSU, sayıca daha da büyük olan Ukraynalı mülteciler grubu için daha sert bir tutum alınmasını talep ediyor. CSU belgesinde, “Özellikle çalışabilir durumdaki Ukraynalı erkeklerin, ülkelerinin savunmasına katkı sunmaları konusunda ısrarcı olacağız” ifadeleri yer alıyor.
CSU’nun bir diğer talebi ise şu: “Menşe ülkesi ne olursa olsun, tüm sığınmacıların mal varlıklarının Almanya’daki kalış masraflarını karşılamak için kullanılmasını talep ediyoruz.”
Bu uygulamanın, en azından Nisan 2025’ten bu yana ülkeye giriş yapmış ve İltica Başvuru Sahiplerine Yönelik Sosyal Yardımlar Yasası kapsamına giren Ukraynalılar için geçerli olması isteniyor.
İlk sınır dışı aralıkta uygulanmıştı
Almanya, 2011'deki iç savaşın başlangıcından bu yana ilk kez 23 Aralık'ta bir Suriyeliyi ülkesine geri dönermişti.
Bu gelişme, Berlin’in Suriye hükümetiyle, hüküm giymiş suçluların ve güvenlik tehdidi oluşturan kişilerin düzenli olarak sınır dışı edilmesine imkân tanıyan bir anlaşmaya varmasının ardından geldi.
Bakanlığa göre sınır dışı edilen kişi, Kuzey Ren-Vestfalya’da ağır nitelikli soygun, saldırı ve şantaj suçlarından hapis cezası almıştı.
Merz hükümeti rüzgarı çevirmeye çalışıyor
Kasım ayında Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Suriyeli mültecilerin “yakın gelecekte” sınır dışı edilmesini öngören tartışmalı bir plan açıkladı. Merz ayrıca, büyük çoğunluğu Müslüman olan ve sayıları 1 milyonu bulan Suriyelilere gönüllü olarak ülkelerine dönmeleri çağrısında bulundu.
Hükümetin en üst düzeyinden gelen bu sertleşmiş tutum, Merz’in Almanya’da yükselişte olan aşırı sağ parti Almanya için Alternatif'i (AfD) frenleme girişimi olarak yorumlandı. Şubat 2025’teki genel seçimlerde AfD oyların yaklaşık %21’ini alarak parlamentonun ikinci büyük partisi oldu.
Görünüşe göre Merz hükümetinin hedefi de göç konusunda sertleşerek AfD’nin destek topladığı bu başlıkta rüzgârı bir ölçüde kendi lehine çevirmek.
The Conversation: 1980'lerde Türkleri geri gönderme çabalarına benziyor
Almanya Göç Tarihi ve aşırı sağ hareketler üzerine çalışan Richmond Üniversitesi'nden Michelle Lynn Kahn, konuyla ilgili The Conversation'a yazdığı makalede, Suriyeli geri gönderme girişimlerini Türk göçmenleri gönderme girişimlerine benzetti.
1980'lerde Almanya'da yaşanan ırkçı dalga ve Türk işçileri geri gönderme tartışmalarını hatırlatan Kahn, "Bu ırkçı iklimde, 1982–1998 yılları arasında merkez sağ CDU’nun liderliğini yapan dönemin Şansölyesi Helmut Kohl, Almanya’daki Türk göçmen nüfusunun %50 azaltılması yönündeki arzusunu açıkça dile getirmişti. Ancak Batı Almanya’daki Türk nüfusunun yarısını ülkeden çıkarmak hiç de kolay değildi. Özellikle Nazi suçları ve Avrupa Yahudilerinin soykırımının izlerini hâlâ taşıyan bir ülkede, bu konu son derece hassastı. Bu nedenle zorla sınır dışı etme seçeneği masada değildi" diye yazdı.
Kohl hükümetinin bugün Merz'in izlediği çözüme öncü olacak bir politika izlediğini savunan Kahn, "Kohl’ün çözümü, Türklerin ülkeden ayrılması için para ödemek oldu. Batı Almanya, 1983’te tartışmalı geri göç yasasını kabul ederek, Türklere gönüllü dönüş karşılığında mali teşvikler sundu. 1983 yasası, insan hakları savunucuları tarafından yaygın biçimde “kovma politikası” olarak eleştirildi. Sonuçta Türk göçmenlerin yaklaşık %15’i (yaklaşık 250 bin kadın, erkek ve çocuk) bu parayı kabul ederek Almanya’dan ayrıldı. Bu süreç, modern Avrupa tarihinin en büyük ve en hızlı kitlesel geri göçlerinden biri olarak kayda geçti" ifadelerini kullandı.
YSM HABER MERKEZİ