Eğitimi tecrübeye dönüştürmede bir yol: “Zihinsel araçların kazanımı”

Günümüzde her bireyin beyin gelişiminin farklı seyir izlediği ve yaşın asla belirleyici olmadığı kesin olarak bilinmektedir. Eğitim bireysel bir iştir; her bireyin beyin yapılarının benzersiz olduğu kabul edildiğinde ise işletim sisteminin ve reaksiyonlarının da farklı olacağı aşikardır. Bireyleri sınıflandırmak değil tanımak önemlidir.

Bireylerde daha esnek, daha iyimser bakış açılarının oluşabilmesi “çoklu zeka”ya bağlıdır. Çoklu zekaya göre zeka geliştirilebilir ve değiştirilebilir. Sadece testlerden alınan puanlar yeterli değildir, yaşamdaki performansı da dikkate almak gerekir. Yaşam deneyimine dönüştürülmüş bir eğitim bireyin gelişiminde dönüm noktası olacaktır.

Tam bu noktada bahsetmek istediğim yakınlarda keşfettiğim İsveçli Psikolog Vygotsky‘nin “Zihin Araçları” programıdır. Program yine Vygotsky’ nin ortaya koymuş olduğu “yakınsal gelişim alanı” kavramından hareketle oluşturulmuştur. Yakınsal gelişim alanı, bireyin kendi başına yapabilecekleri ötesinde bir rehber ya da bir akran yardımıyla ulaşabileceği potansiyelidir.

Zihinsel araçlar, insanların karmaşık problemlere çözüm bulmasını ve diğerleriyle birlikte ortak bir amaç doğrultusunda çalışmaları için önceden plan yapmasını sağlar. Zihinsel araçlar çocukların fiziksel, bilişsel ve duygusal davranışlarını geliştirmelerine yardım eder, çocukların duygularını yönetmelerine yardımcı olur. Kızgınken diğer bir kişiye vurmak yerine duygularını kontrol etme yollarını ve stratejilerini öğrenirler. Örneğin 10’a kadar saymak ve başka bir şey düşünmek gibi…

Zihinsel araçlar nasıl kazanılır?

Çalışmalar, bu araçların yetişkinlerden öğrenildiğini ve öğretmenin rolünün bu araçlarla “çocukları donatmak” olduğunu ortaya koymuşlardır. “Öz düzenleme” en önemli kavramıdır. Bu kavram, çocuğun bir yetişkinin varlığı olsa da olmasa da isteyerek davranmasıdır. Dikkatini verme yeteneği, amacına uygun olarak hatırlama, eylemlerini planlama, düşüncelerini yansıtma, akranlarına karşı empatik davranma ve işbirliği yapma gibi kazanımları vardır.

Oyun becerilerini desteklemek programın büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Rol oyunları; kuralların ve beklentilerin, davranış üzerindeki sınırlamaların içselleştirilmesini kolaylaştırır. Çocuklar oyun oynarken kurallar sayesinde kendi davranışlarını kontrol etmeyi öğrenirler. Çocuğa gün içinde yapmak istediklerini seçme, planlama ve uygulama şansı veren, dolayısıyla çocuğu merkeze alan bir programdır. Programın uygulandığı sınıflarda, kitap köşesi, blok köşesi, dramatik oyun alanı, fen ve doğa köşesi, sanat alanı gibi öğrenme merkezleri olmalıdır.

Etkinlikler çocuk tarafından başlatılan, öğretmenin aşamalı bir şekilde vereceği desteğin olduğu, çocukların gereksinimlerine göre bireyselleştirilen çoklu destek düzeylerinin olduğu etkinliklerdir. Program gün içerisinde, günün sorusu, sabah mesajı, doğrusal takvim, sosyal / dramatik oyun, oyun planlama, arkadaşlarına oyun planını anlatma / okuma, müzik ve dans etkinlikleri ile grafik sanat ve hareketli oyunlar şeklinde oluşturulmaktadır.

Öğretmenin, sınıftaki etkileşimlerde her çocuğun ihtiyaç duyduğu desteği sağlama, çocukların sosyal-duygusal ve bilişsel öz düzenlemeyi geliştirmelerine yardımcı olmak için yöntemler oluşturma, farklı gereksinimleri olan çocukları aynı etkinlik içinde nasıl destekleyeceğini öğrenme, yaş düzeyinden beklenenler yerine çocukların öğrenme kapasitelerini yansıtan etkinlikler düzenleme, çocukların zihnin araçlarını bağımsız bir şekilde kullanmalarında onlara rehberlik etme gibi görevleri vardır.

Beynimiz duygusal bağ kurmadığı hiçbir şeyi kayıt altına almaz.

Öte yandan “Zihnin Araçları” programının aile katılımı boyutu en az öğretmen eğitimi ve uygulanan etkinlikler kadar önem taşımaktadır. Programın amacı; okuldaki uygulamaların evde nasıl desteklenebileceği konusunda anne babaları bilgilendirmek ve çocuk merkezli eğitimi evdeki eğitim anlayışı ile bütünleştirmektir. Öğrenmenin ve iletişim kurmanın temelinde duygular yatar; bu duygular daha bebeklikte “sessiz diyalog” şeklinde gerçekleşmektedir.

İstek ve merak uyandırmak için duygusal bir bağlantı gereklidir. Ve bunu da yapacak olan rehber; ebeveyn-öğretmendir. O an, orada olmak önemlidir. Beynimiz duygusal bağ kurmadığı hiçbir şeyi kayıt altına almaz. Nöropsikolojik çalışmaların özünde “bir şey yapanın yanında olmak” önemlidir. “Bir okul en iyi öğretmeni kadar iyidir” diye bir söz vardır; işte bu noktada o söz çok doğru olsa gerek…

Ortamlar çok önemlidir ancak yeterli değildir, iyi bir rehber şarttır. Bireyler daha doğuştan var olan ayna nöronları sayesinde potansiyellerini her zaman daha ileri götürebileceklerdir. Önemli olan kendilerine yaş sınırlamaları olmadan, kişisel ve olağan potansiyellerinin üzerinde güvenilerek yaklaşılsın… 

Başarılı eğitim için tecrübe kazanırken fazla okumalı ve öğrenilen her yeni bilgiyi hem aklımıza hem de her zaman ulaşabileceğimiz bir deftere kayıt etmeliyiz. Hayat hızla ilerliyor ve öğrenmek her zaman kolay olmuyor. Bilgi zamana karşı kıymetini her zaman size hissettirir. İyi eğitimler dilerim. Tecrübeniz her zaman size fayda getirsin. Hoşçakalın!..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol